Türk Milli Eğitimin Amaçları açısından bakınca :
Türk Milli Eğitiminin Amaçları 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunuyla düzenlenmiştir. Genel amaçlar (Madde 2) bölümünden ;
1. « ...demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek ; »
Eğitimin amacı istendik davranışlar kazandırmak yerine bilgi öğrenmeyle sınırlandırılınca bu amaç nasıl gerçekleşecek ?
2. « ...gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak... ;» Davranış kazandırmak amacı olmayan, bilgiyi depolayan, öğrenci merkezli bireysel öğrenmeye dayalı bir eğitim modeliyle birlikte iş görme alışkanlığı nasıl kazandırılır?
3. « ... Eğitimde hiç bir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz. »
Talep varsa ders var mantığı ile yola çıkılan bir sistemde parası olmadığı için talepte bulunamayan çocuklar ne olacak ? Seçmeli paralı dersler koymak, seçemeyen çocukları eğitimden mahrum bırakmak olacaktır. Bu, parası olan çocukların daha iyi eğitim alma imtiyazına sahip olduğu anlamına gelir ; toplumda çatlama ve çatışma, eğitimsiz yığınlar ve kendini eğitilmiş ayrıcalıklı bulanların diğerleri üzerinde egemenlik kurmaları sonucunu yaratır.
Bu durum, 1.maddede sözü edilen demokrasiye ve sosyal hukuk devletine olan inancı sarsar, insanları demokrasi dışı arayışlara yöneltir.
4. « Milli eğitim hizmeti... Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir. » (Madde 5)
Eğitimi serbest piyasa ekonomisine göre düzenleyen yeni sistem bu maddeyle de çelişir.
Üniversite bahçelerinde kurulan teknokentler buna örnektir ; üniversiteler, bilim adamı değil şirketlere teknisyen yetiştirmeye geçmiştir. Bir diğer örnek ; toplumun sanat ihtiyacı vardır (Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Cumhuriyetin temeli kültürdür. M.Kemal Atatürk) ve piyasa ekonomisi sanat okullarına eleman siparişi vermez, sadece sözümona sanatçıyı sokaktan yarıştırarak toplar ve bu sırada da para kazanır. Bu nedenle piyasa mantığında okullarda sanat dersleri olmasa da olur, parasını veren varsa alsın demektedir.
5. Eğitim Hakkı : « İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. » (Madde 7)
İlköğretim 8 yıldır ve ancak bazı çocuklar 4.sınıftan itibaren ilköğretimin bazı derslerini ve temel bilgilerini alabilecektir. Büyük çocğunluk bundan mahrum kalınca kanunun bu maddesiyle çelişecektir.
6. Fırsat ve imkân eşitliği : « ... herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. » (Madde 8)
Parası çok olanın daha çok fırsat ve imkân bulacağı bir yapılanmada eşitlik maddesi ihlâl edilmiş olacaktır.
Milli Eğitim Temel Kanunu ile çelişen bütün bunların yanında bilinmesi gereken bir husus daha vardır ; eğitimin özelleştirilmesi demek olan okulların yerel yönetimlere devri er geç gündeme yeniden getirilecektir. Yapılmakta olan tüm değişikliklerin tam olarak uygulanabilmesi için okulların yerel yönetimlere devredilmesi gerekecek ve bu doğrultuda bir yasa değişikliğine gitmek zorunda kalınacaktır. İşte o zaman gerçekten ulusal eğitim parçalanacak, eğitimde birlik ortadan kalkacaktır.
Yapılmakta olan yönetmelik ve müfredat değişiklikleri eğitimin yerel yönetimlere devredilmesinin öncesinde bitirilmesi istenen işlerdir. Bu nedenle söz konusu yasanın tamamen iptal edilmesi ulusal bir görev olarak önümüzdedir.
Türk Milli Eğitiminin Amaçları 14.6.1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunuyla düzenlenmiştir. Genel amaçlar (Madde 2) bölümünden ;
1. « ...demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek ; »
Eğitimin amacı istendik davranışlar kazandırmak yerine bilgi öğrenmeyle sınırlandırılınca bu amaç nasıl gerçekleşecek ?
2. « ...gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak... ;» Davranış kazandırmak amacı olmayan, bilgiyi depolayan, öğrenci merkezli bireysel öğrenmeye dayalı bir eğitim modeliyle birlikte iş görme alışkanlığı nasıl kazandırılır?
3. « ... Eğitimde hiç bir kişiye, aileye, zümreye ve sınıfa imtiyaz tanınamaz. »
Talep varsa ders var mantığı ile yola çıkılan bir sistemde parası olmadığı için talepte bulunamayan çocuklar ne olacak ? Seçmeli paralı dersler koymak, seçemeyen çocukları eğitimden mahrum bırakmak olacaktır. Bu, parası olan çocukların daha iyi eğitim alma imtiyazına sahip olduğu anlamına gelir ; toplumda çatlama ve çatışma, eğitimsiz yığınlar ve kendini eğitilmiş ayrıcalıklı bulanların diğerleri üzerinde egemenlik kurmaları sonucunu yaratır.
Bu durum, 1.maddede sözü edilen demokrasiye ve sosyal hukuk devletine olan inancı sarsar, insanları demokrasi dışı arayışlara yöneltir.
4. « Milli eğitim hizmeti... Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir. » (Madde 5)
Eğitimi serbest piyasa ekonomisine göre düzenleyen yeni sistem bu maddeyle de çelişir.
Üniversite bahçelerinde kurulan teknokentler buna örnektir ; üniversiteler, bilim adamı değil şirketlere teknisyen yetiştirmeye geçmiştir. Bir diğer örnek ; toplumun sanat ihtiyacı vardır (Sanatsız kalan bir milletin hayat damarlarından biri kopmuş demektir. Cumhuriyetin temeli kültürdür. M.Kemal Atatürk) ve piyasa ekonomisi sanat okullarına eleman siparişi vermez, sadece sözümona sanatçıyı sokaktan yarıştırarak toplar ve bu sırada da para kazanır. Bu nedenle piyasa mantığında okullarda sanat dersleri olmasa da olur, parasını veren varsa alsın demektedir.
5. Eğitim Hakkı : « İlköğretim görmek her Türk vatandaşının hakkıdır. » (Madde 7)
İlköğretim 8 yıldır ve ancak bazı çocuklar 4.sınıftan itibaren ilköğretimin bazı derslerini ve temel bilgilerini alabilecektir. Büyük çocğunluk bundan mahrum kalınca kanunun bu maddesiyle çelişecektir.
6. Fırsat ve imkân eşitliği : « ... herkese fırsat ve imkân eşitliği sağlanır. » (Madde 8)
Parası çok olanın daha çok fırsat ve imkân bulacağı bir yapılanmada eşitlik maddesi ihlâl edilmiş olacaktır.
Milli Eğitim Temel Kanunu ile çelişen bütün bunların yanında bilinmesi gereken bir husus daha vardır ; eğitimin özelleştirilmesi demek olan okulların yerel yönetimlere devri er geç gündeme yeniden getirilecektir. Yapılmakta olan tüm değişikliklerin tam olarak uygulanabilmesi için okulların yerel yönetimlere devredilmesi gerekecek ve bu doğrultuda bir yasa değişikliğine gitmek zorunda kalınacaktır. İşte o zaman gerçekten ulusal eğitim parçalanacak, eğitimde birlik ortadan kalkacaktır.
Yapılmakta olan yönetmelik ve müfredat değişiklikleri eğitimin yerel yönetimlere devredilmesinin öncesinde bitirilmesi istenen işlerdir. Bu nedenle söz konusu yasanın tamamen iptal edilmesi ulusal bir görev olarak önümüzdedir.
Yorumlar
Yorum Gönder